12 Mayıs 2009

Bu ne yorgunluk! Gözlerim kapanacak ama inat ettim yazacağım bir iki satır da olsa bir şeyler. Güne "Böleyh. Think about it." diye bir mesajla başladım. Beni, daha doğrusu etrafımdakileri tanıyanlar bu mesajı kimden almış olduğumu hemen tahmin edeceklerdir. Evet, evet, benim sevgili deliliğim Mete. Sıkılıyor tabii, bir de ayak kırığı çıkmış başına iyice delirmiş. Bekliyoruz aramıza dönmesini heyecanla, beklerken de ben sekreterliğini yapmaya devam ediyorum. Bana soruyorlar okulda "Mete ne durumda?" diye, ben de anlatıyorum. Diyorum, "Bugün banyo yapmış." Şaka maka, özledik seni!

Banyo manyo, tıkın mıkın (yalnız iştahım kapandı, kilo veriyorum!) derken bir baktım çıkma saatim yaklaşmış. Fatih'le konuştuk denk gelir miyiz metro da diye, yok gelmeyiz dedik, benim metroyu kaçırmamla denk geldik, macera dolu bir yolculuk yaşadık. Otobüsteyiz, bir adam oğluyla inecek. İlk kendi indi, sonra çocuğu indiriyor, otobüs haraket etti, adam koşturuyor, bir yandan herkes bağırışıyor, otobüs durdu, bu sefer de çocuğun ayağı sıkıştı kapıya, herkes "EYVAH ÇOCUK SIKIŞTI!" diye bağırmaya devam ediyor, panik olmuşlar, koşturuyorlar, Amerikan halkı gibiler, biz sakiniz. Bakıyoruz ne oluyor ne bitiyor diye. Olayı gözlemledik, sonra psikolojik ve sosyolojik çıkarımlarda bulunduk (psikoloji demişken, psikoloji notumun yine kötü olduğunu belirtmeden geçemiyorum). Bir de fark ettim, panik anlarında kılımı kıpırdatmıyorum. Oysa her zaman "Ben kesin çığlık atarım.", "Ben kesin bayılırım.", "Ölürüm ben, biterim, oturur ağlarım." derdim olası panik anları için (mesela yaralanan bir arkadaş v.b.)

Sonra okul, ders, muhabbet... Liason dersimiz yedi buçukta bittiğinden eve varmam sekiz buçuğu buldu. Annemin gelmesini bekledik babamla uslu uslu, annem gelince de gittik anneanneme. Dünkü kadar iyi değildi ama kendindeydi, bugün göbeğim kapalı diye sevindi. Komiklikler yaptı, çok sevimliydi, sürekli gözlerim doldu. Yoğun bakımın içinde, tekerlekli sandalyeyle gezdirdik. Yalnız gezdirene kadar bize çektirmediği kalmadı. Elini tutuyorum, koluma tutunuyor, kalkmaya çalışıyor. Annem kızıyor oradan, "Anne, yat! Oksijen tüpü lazım!" diyor. Bizimki bana mısın demiyor, birinin kolunu kapıp çekiyor kendini. İnatçı kadın, bu inatla kalkacak o ayağa. Demedi demeyin.

Aslında bugün, hikayelerimden birini paylaşayım diyordum. Bir de çok eski günlüklerimden bir şeyler yazacağım zamanla, kendimi rezil edeceğim bir bakıma. Fakat bu akşam tükendim. Biraz da keyfim kaçık doğrusu. Evet, bu kadar.

0 Comments: