9 Mayıs 2009

Çok tuhaf, uzun uzun baktım bomboş sayfaya. Sanki doğum yaptım. Alt tarafı "yeni bir blog" daha açtım, beni tanıyanlar bilirler, bu benim sıklıkla gerçekleştirdiğim şeylerden biridir. Bana özgü ritüeller diyelim. Hayatımdaki "ufak" dönüm noktalarıyla bir ortaya çıkan doymak bilmez yapımı ortaya koyan parçalarım da diyelim. Doymak bilmez olduğum için haliyle bir yığın boşlanmış blog'um olmuştu. Ayrıca, "Tamam, bu sırf benim." diyerek bir takım online günlük hesapları da almıştım. İşte bu blog'ların ve günlüklerin hepsinden sıyrıldım. Geçmişten kaçış değil bu, daha ziyade yeni bir başlangıç yapmak ve bu defa dürüst olmak. Dürüst olmak... Eski blog'larımda yalan dolan yazıyordum demek değil bu. Başka bir şey, ne olduğunu tam olarak açıklayabileceğimden emin değilim. Deneyelim: Mesela, o blog'larda veya blog'lara ilişkin, kendimce kararlar alıyordum. Bu kararları gerçekleştiremeceğimden adım gibi emin oluyordum. Sonra ne oluyordu? Blog'lar önemini yitiriyordu. Ve onları boşluyordum. Vazgeçmeye çalıştığım budur.

Aslında, şu anda bile bu konuda gelişme kaydetmiş olduğumu söyleyebiliriz. Bu "Ilgın'ın sıradan bir girişi" gibi olmadı. Yazmaya oturduğumda içimden geldiği gibi yazmaya söz verdim kendime ve sözümüde tuttum. Bir de en başta bahsettiğim anaç duygular var işin içinde. Kendimi kötümser mizaca sahip bir insan olarak tanımlamama rağmen blog'umun geleceği pek parlak gözüküyor gözüme. Şu noktada "Sana ne kadar güvenebiliriz ki?" diye sorabilirsiniz. Güvenemezsiniz. Kendi gözlerinizle görmediğiniz sürece.

Evet, bu blog'a ne yazmalı? Tepede de görebileceğiniz gibi "herşey ve hiçbir şey" (Green Day- Basket Case) hakkında, günlük tadında sızlanacağım. Bunun yanı sıra hikayelerimi, olursa şiirlerimi (çok küçük bir ihtimal, minicik), düşünce akışlarımı yayınlarım. Sevdiğim, sevmediğim şeyleri paylaşırım. Ne kadar da bir yazarım? Ona kesin bir cevap veremem. Hayalim 5 hafta sonra, oldukça sık yazmaya başlamak. Şu sıralar o kadar yoğunum ki! Tabii bu ayrı bir mesele.

Yarın "Ales"e gireceğim, hiç heyecanlı değilim. Saatlerdir, "Bugün Ales için ne yaptın?" diye soruyorum ve bir cevap veremiyorum. Soruyu "Dün ne yapmıştın?" olarak sorduğumda da bir cevap çıkmıyor ve bu böyle gidiyor. Hangi gün olduğunu hatırlamıyorum, tek bir gün bir deneme çözmüştüm, ona güveniyorum. Yine de en azından bir Türkçe testi çözeyim diyorum gün bitmeden. Diyorum ya, çözer miyim hiç belli olmaz. En azından saatlerdir ertelemeye aldığım kağıtlara bir kucak açayım diyorum ve sizi şimdilik terk ediyorum.

0 Comments: