18 Mayıs 2009

Yağmur bastırdı, arada bir azaldı, o sıra Topik'i (köpeğim) dolaştırayım dedim. Elif'le çıktık. Elif çiğ köfte almaya gitti. Ben de Topik'i gezdiriyorum parkta. Bizimki yine bir kediye saldırdı, "Dur ulen, dayak yiyeceksin şimdi!" diye bağırıp çektim. Ne oldu, ne bitti anlayamadım, meğer Topik bir serçeyi kurtarmış kedinin ağzından.

Serçe uçamıyor, yamyaş olmuş, koşturup duruyor oraya buraya. Elif geldi, Topik'i Elif'e verdiğim gibi kuşun peşine düştüm. Başka bir kedi de bizi izliyor, boş bulduğu anda kapacak serçeyi. Elif kediye pistliyor, ben kuşu yakalamak için uğraşıyorum. Sonunda yakaladım, koşturdum eve. Kurtardık zavallıcığı. Balkonda takılıyor şu anda, kurumasını bekliyoruz. Uçamıyor henü-Tam bu sırada serçenin uçmaya çalıştığını fark ettik, balkona çıktım, bir süre konuştuk ufaklıkla, panjurun kenarına koydum, bakındı bakındı, sonunda karşıdaki ağaca uçtu. Çok alıştım bir saatte ufaklığa, üzüldüm şimdi gidince.

İşte, bu kuşu kurtarıp eve getirdiğimden olsa gerek (bir de şarabın etkisi) hayvani içgüdülerimiz ortaya çıktı, bir saattir çeşitli hayvan taklidi yapıp gülüyoruz.

Tekilaya başlamadık, başladığımız da ne olacak belli değil.

1 Comment:

Gorgi said...

Beklemedeyiz.