14 Mayıs 2009

Yine bir durak erken indim otobüsten, evime daha yakın olduğunu iddia ediyorum bu durağın inatla. Aslında değil. O durakta inmeyi seviyorum sadece. Nedenini bilmiyorum, nedenini bilmeden yaptığım binlerce şey var, bu da onlardan biri.

İspanyolca dersinden sonra Mete'yle buluştum ve epey uzun bir süre projemizle ilgilendik. Sonra Cansen (my tiny girl) ve Gizem'le (my ssm) buluşmaya gittim Alsancak'a. Gün içinde mesaj aldım kızlardan. Hep böyle aniden haber veriyorlar. Dedim, evet conclusion yazmam gerek ama nasıl olsa eve gittiğimde saatlerce oyalanacağım, o yüzden eve bir iki saat geç gitmemin hiç bir sakıncası yok. Bir anda verdim karar ve Mete'den ayrılıp attım kendimi 169'a.

Kızlarla buluştuk, onlar biralarını içmeye başlamışlardı, ben de bir ellilik söyledim, karnım açtı, zaten bünyemin alkole dayanıklı olduğunu asla söyleyemeyiz (ciddiyim, alkol almış biri bana doğru hohladığında sarhoş olabiliyorum), haliyle kafam hemen güzel oldu. Alkol bana yaramıyor, ne bünyem ne zihnim dayanıklı alkole. Kızlarlayken iyiydim. Ne zaman otobüsten indim, eve yürümeye başladım, o zaman delirdim (yine).

Eve yürürken yavru bir kedi gördüm yolda. Kedilere bayılmam, yavru olanları severim. Yine de biraz çekinirim kedilerden, köpek insanıyım ben. Kediyi gördüm, durdum, hafifçe eğildim seveyim diye, kedi beni fark ettiği gibi kaçtı. Ve ben berbat hissetmeye başladım. Kediye arkamı dönüp hızlı hızlı evime yürümeye başladım. Öyle ki kendimi bizim epeyce işlek olan caddeye attım kendimi. Evet, araba altında kalıyordum. Arabayı kullanan adam son anda durdu. Çarpsa ciddi bir şey olacağından değil ama yine de kendini şuursuzca araba altına atmak çok da hoş bir şey değil hem ezileyazan hem de ezeyazan kişi açısından. Neyse ki olumlu ışık yayan bir insanım, adam kızmayı bırak, iyi olup olmadığımı sordu. İyi olduğumu söyledim ve özür dileyip bilinçsiz yürüşüme devam ettim. Hızladım, bizim sokağa varana kadar insanlara çarpa çarpa, hızlı hızl yürümeye devam ettim. Bizim sokağa girdiğimde koşmaya başladım. Evime kadar koştum. Tek isteğim kendimi odama atıp laptopımı kucağıma alıp bu satırları yazabilmekti.

Dört günlük "dünyanın tepesindeyim, bana kimse dokunamaz" maceram sona ermiş bulnuyor böylelikle. Bir kez daha kendimi umutsuz, bıkkın ve yalnız hissediyorum. Şu an hayatımdaki tek amaç conclusion'ımı yazmak ve yatağıma girmek. Dedim ya, alkol bana yaramıyor.

Yarın, bunları okuduğumda belki kızacağım kendime. Diyeceğim, "Al, bugün iyi hissediyorsun yine! Bu abartma niye?". Doğru diyeceğim, fakat içimde bir yerlerde bu hisler varlığını sürdürecek. Sıklıkla patlak vermeye devam edecek. Biliyorum. Olumsuz anlarımda olumlu şeyler bulabiliyorum. Bu patlamalar olmasa ben, ben olur muydum diye düşünmeye başlıyorum. İnişlerim de benim, çıkışlarım da. Birgün tam anlamıyla iyi olacağıma inanıyorum. Ya, ben o salaklardanım işte.

Bir süre daha kafam karışık olsa ne olur ki?

0 Comments: