5 Haziran 2009

Merhaba,

Ben küçük Bayan Dengesiz. Evet, saat 00:45, şu anda iyiyim. Blog yazarken bir yandan Pınar ve Meriç'le konuşuyordum. Sonra aniden delirdim ve Topik'i dolaştırmaya çıktım. Şortum ve straplez üstümle çıktım, hava takdir edersiniz ki öyle bir kılık için biraz serin. Soğuk hava beni kendime getirdi. Benimle ilgili gerçeklerden biri daha, insani bir özelliğimi hatırlayınca (mesela, "Aha üşüyorsun! Yaşasın!" dedi beynim bana az önce) keyifleniveriyorum. Aynı şekilde, başka insanların insani özelliklerini gördüğümde de seviniyorum ben. Sevinmek değil de sevgi dolmak. Mesela, horlayan insanlara sarılmak isterim ben. Tuhaf tuhaf gariplikler.

Eve döndük Topik'le. Anneme sardım, çıktık yürüyüşe. Biraz yürüdük, bir yerde yavru, sarı bir kediyle karşılaştık. Nasıl sevimli! Annemin tüm uyarılarına rağmen saldırdım kediye, mıncırdım. Kedi geldi annemin ayaklarına oturdu. O zaman annem de kıyamadı. Dedim "Hadi bunu alıp apartmanın bahçesine götürelim, bakarız." Olur, olmaz derken ikna ettim annemi. Ama elime almam yasak. "Gel pisi pisi"ler, "Gel sarman"lar, "Yürü Osman"lar havada uçuştu, kedi bir yere kadar bizi takip etti, sonra bakkal amcanın birine sardığı gibi satışı koydu. İşte kediler diye söylene söylene evimize döndük. Fena eğlendik, ciddi saçmaladık. Tuhaf bir annem var. Annem tuhaf, çok mutluyum.

Eve döndüm, Mete'yle konuştuk. Kendime iyice geldim. Şu anda Meriç ve Damla (Bayır olan) konuşuyorum bir yandan. Damla'yı gördüm bugün Alsancak'tayken. İçine doğmuş beni göreceği. Zincirleme bir şekilde devam edecek sanırım bu içine doğduğu kişileri gören insanlar silsilesi. Damla başından geçen bir takım hikayelerden bahsetmekte şu anda. "Oha" demekten başka hiç çarem yok bu konu hakkında. Bu kız bir çeviri işi yapıyor. Çeviriyi yaptığı kişi hani bizimle alakalı ama hani bizimle garip bir bağı olan bir amca. Bu amcanın bilmemnesi bu çalıştığı çocuk ve Damla bu çocukla msn üzerinden işle ilgili muhabbet ettikçe aralarında bir elektriklenme oluyor, ama ilişkiye başlanamıyor falan filan. Filmimsi bir hikaye. Garip garip tuhaflıklar işte!

Ayrıca, Meriç'le doğum günümüzün aynı gün, 6 Temmuz, olduğunu keşfettik az önce. Kan çekiyor diyorum ben de, nedeni çıktı ortaya. "6 Temmuz yengeçleri"ymişiz ikimiz de. Dün de, Pınar'la bir ara kahve almaya çıktık, o sırada Meriç'e İspanyolca notu vereceğim, fotokopi çektirecek. Verdim notları. Pıniş'imle aldık kahvelerimizi, yürüyoruz fotokopiciye. Fotokopiler çekiliyor. Biz Pınar'la başladık elimizi herşeylere atmaya.. Meriç bizi izliyor. Pınar "Sana büyüteç alayım mı?" diye sordu bir ara, ben "Al, aynanın karşısında kaşlarımı alırken kullanırım." dedim. Meriç çatlıyor gülmekten. Eğlendik orada da. İşte böyle ufak şeylerle mutlu olabiliyorum. Ama böyle ufak şeyleri kafama takıp büyütebiliyorum da aynı zamanda. Yine de, ne demişler? "Olsun." Haklılar bence. Haksız mıyım?

Saat 01:29, bana müsade.

0 Comments: