14 Haziran 2009

Taze taze, buyrun:






"Yine yorganımın altına kıvrıldım. Kaçıncı oldu bu? Çok…

Sürekli diyorum ya “aynı şeyleri farklı yöntemlerle pişirip pişirip önümüze sürüyorlar”, benim de yaptığım aynen bu aslında.

Küçük bir kız gördüm, koşturuyordu. Acelesi vardı belli, annesinin bağırışlarını umursamadı. Kız koşturdu, annesi peşinde. Kız, uzun, geniş pencerenin önünde durdu. Bir anda. Öyle aniden durdu ki anlatması imkansız, köşesiz kenarsız bir ses çıkardı. Sonra elini uzattı dışarı. Güneş vuruyordu eline. Akşamüstü güneşi… Bilirsiniz, hani en çirkini bile dünya güzeli yapan o ışık. Minik eli öyle harikaydı ki güneşin altında… Öyle masum ve öyle acımasız bir güzelliği vardı ki elinin, ne olduğumu şaşırdım.

Kız avcunu açtı ve bir kelebek havalandı minik elinden. Hayal edebiliyor musunuz? Edemiyorsunuz değil mi? Hayal edilebilecek gibi değildi zaten. Gerçekti ama. Gerçekliği ürküttü beni. Beni varlığımı sorgulamaya itecek kadar ürkütücüydü.

Eve geldim. Kapıyı açışımı üçüncü bir gözden izledim. Nasıl oldu bilmiyorum. Dışarıdan bakıyordum kendime. Bendim o, eminim. Her zamanki gibi ilk yanlış anahtarla açmaya çalıştım kapıyı. Doğrusuyla da zorlandım yine açacağım diye. Açtım, içeri girdim. Ruhum bedenime geri döndü. Hatırlıyorum. Anatharımı ve çantamı koltuğa fırlatığımı, ceketimin omuzlarımdan yere kayışını, bir ritual kıvamında çıkarışımı kıyafetlerimi ve sonra pijamalarıma sığınışımı ve yorganımın altına ve düşüncelere ve uykuya dalışımı ve gördüğüm kabuslarımı, kabuslarımın her anını, hepsini, o an yaşadığım her şeyi ve yaşamadıklarımı… Hatırlıyorum. Evet, hatırlıyorum.

Uyandım, yataktan çıkmadım. Dedim ya, kıvrılınca kalırım öyle. Saatlerce, bazen günlerce. Fiziksel olmasa da zihinsel kalırım. Farkına bile varmaz kimse. Belki üç dört kişi. O gün yorganın altında kaldım, uyumadım. Denemediğimden değil, uyuyamadığımdan. Uyusam halbuki- uyusam kabulara devam ederdim kaldığım yerden. İyi ki uyumamışım.

Sohbet ettim, yerde gördüğüm bir böcekle. Bir de köpekle… Köpek böceği yedi, sonra gitti. Kavga ettim, tavanımdaki güneş ışınlarıyla, lanet ettim onlara, hemen sonra affettim.

Yorganın altından çıkmadım, kendimi kötü hissetiğimde yaparım bunu. Yalnız ben zevk alıyorum bu işten. Kendime acı çektirmekten? Öyle de denemez. Anlasam.

En sonunda, yüksek sesle dedim ki “- İnanır mısın, ne dediğimi unuttum."

Foto: Ben
Model: Damla
Camera=Damla=Gren, gren=D400 olsa

0 Comments: