23 Ağustos 2009

Ah karın sancıları! Bu defa ölüyorum herhalde. Cidden! Tabii her ufak ağrıyla bir ölüm ilanımı vermem artık çoğunuzun bünyesinde alışkanlık yaptığı için inanmıyorsunuz. Ölünce görüşürüz.

Evvet, bilmemkaçıncı kaydımda Isabel Allende'nin Ruhlar Evi'ni okumakta olduğumu veya bitirdiğimi yazmıştım. Bugün, bu "magical realism (ya Mete)" ürünü olan kitabın baş karakterlerinden biri olan (büyük ölçüde Allende'nin büyük annesinden esinlenilen) "Gaibi Gören Clara"dan bahsetmek istiyorum biraz (ders gibi oldu lan!).


Clara, telepatik ve paranormal güçlere sahip küçük bir kız olarak çıkıyor karşımıza en başta. Güçlerinin arasında ruhlarla iletişim kurma, geleceği görme ve bir takım eşyaları hareket ettirme var. Daha sonraları, ablası Rosa'nın ansız ve gizemli ölümüyle yıllarca sessizliğe bürünüyor Clara. Tekrar konuştuğunda, ailesine, Rosa'nın eski nişanlısı Esteban Trueba'yla evleneceğini söylüyor (Trueba'nın geleceğini görüyor).

Trueba, Clara'ya deli gibi aşık. Fakat, Clara fazlasıyla kendi dünyasında. Aslına bakarsanız, Clara bir ara etrafında olan bitenlerin farkında değilmiş gibi, dalgın bir şekilde geziyor. Ancak, Clara ailesinin (ki sonradan gayet kalabalıklaşıyor) her bireyinden kopukmuş gibi gözükse de aslında hepsiyle arasında bir bağ var. Aileyi bir arada tutan kişi zaten kendisi.

Dediğim gibi Clara dünyevi olaylara ve günlük işlere ilgisiz. İşlerini onun yerine yapan biri genelde var. Ayrıca, Clara'da hep çocuksu bir saflık var. Bu saflık ve bahsettiğim "ruhlar dünyasında" bulunma durumu etrafındaki herkesin Clara'ya karşı derin bir sevgi beslemesini sağlıyor.

Ruhlar Evi okuduğum en tatlı kitaplardan biri. Hatta, şu anda bunları yazarken karşı konulmaz bir güç beni kitabı bulmaya yönlendirdi. Genelde sevdiğim ve okuduğum yaptığım gibi, rastgele bir sayfasını açıp bir kısım okudum, sonra kokladım. Kitap koklarım, ama bu başka bir konu. Clara, kitaptaki en sevdiğim karakter. Sanırım bu sevgim az önce saydığım sebeplerden ileri gelmekte. Clara sevilesi bir karakter. Aynı zamanda, Clara'nın bağlı olduğu şeye -bunun ruhlar dünyası olduğunu söyleyeceğim- önemsiz ayrıntıları görmezden gelerek kendini ataması ve ailesine duyduğu sevgiyi farklı bir boyutta -bunun da dünyevi bir sevgiden ötesi olduğunu söyleyeceğim- yaşaması beni fena halde çarptı. Tuhaf, bu bakımdan Clara'da kendimden bazı şeyler buldum. Belki de bulmak istedim. Orası pek fark etmez. Sonuç olarak, buradayım ve size Clara'dan bahsediyorum.

Isabel Allende

1 Comment:

The Nyks said...

Merak çoğu zaman sinsi ve berbat bir duygu olsa da bu tip konularda çok güzel bence =) Çok meraklandığım için hemen bu kitabı alıp okumalıyım. Kitap koklama hastalığı bende de var. Hele hele saman kağıt kokusuna bayılırım! Ayrıca, okudukları kitaplar ellerine geçince rastgele bir sayfasını açıp tekrar o kelimelerle haşır neşir olan tek kişi sen değilmişsin Ilgıncık!
Not: Yeni şablonun çok güzel olmuş beybi =) Öperim,Mucks! =)