30 Ağustos 2009



Marilyn and Me, günün en sevdiğim vakti.
Kuzenim Yaprak, kahve bağımlısıydı üniversitedeyken, atışırıdık hep. Kızardım ona çok kahve içiyor diye, ben de öyle bir etkisi yok kahvenin, nasıl olur da kahvesiz afyonun patlamaz diye başının etini yerdim. Bilmiş bilmiş "Görürsün." derdi. Sonra ne oldu? Üniversiteye girdim ve zamanla kahve bağımlısı haline geldim. Bir de yetmez iki tane, iki de yetmez altı tane şeklinde kahve içebiliyorum bazı bazı. Genelde tek fincanla idare etmeye çalışıyorum. Bazen hiç içmiyorum, fark ettim ki ben o günlerde mutlu olamıyorum! Neyse ki etrafımda yığınla kahve bağımlısı insan var. Ve çoğu sekiz kaşık kahve koyarak hazırlıyorlar kıymetlilerini.

En çok gözlerine hayranım bebeğim!

5 Comments:

Gorgi said...

Biz kahvemizi sek ve yoğun severiz! Evet! Bilhassa kahve ikram ettiklerinde bazen getirdikleri sıvının içinden bardağın gibi görünüyor ya, kahveyi resmen koklatmışlar. Tiksiniyor fakat çaktırmıyorum.

Ah, Marilyn, ah. Nasıl da severim, Ilgın, bilirsin.

Üniversiteden önce Türk kahvesini bile sevmezdim ben. Nadiren içerdim. Şimdi onun da bol telveli olanını seviyorum. Üstelik sade!

The Nyks said...

Kıymetlimiissssss!! Evet, evet!
Sek ve iki şekerli alabilir miyim mümkünse? Benim de ikinci bardağım bitti sanırım!

Hu huuu! Yirim seni Uğur Böceğim! =))

Adsız said...

evdeki kahve fincanını çekmiş kırocan:) bil bakalım ben kimim? daha önce de yurt dışı hakkında yorum yaptım bilemedin. istanbul desem...:)

ILGIN said...

cenifır lopez!

Adsız said...

afferin oğluma:)