21 Ağustos 2009

(Mehmet, Mete, Doğa,Ilgın-GOMO Gölü, 2009)
Yazmadım. 4 gün yokum dedim, 4 gün yoktum, yine de yazmadım. İstemedim. Şimdi bir yazayım dedim, yazayım da blog ölmesin. Bilirim kendimi, yazmazsam ölür. Yine yazmak istemiyorum. Sırf blog sevgimden yazıyorum.

Desem desem ne desem bilmiyorum da. İyi değilim pek, tek söyleyebileceğim o. Fiziksel ve zihinsel olarak iyi değilim hem. İyi gözüküyorum ama! Artık olayı abarttım, fena halde mutlu gözükebiliyorum.

Geçen Meltem ve ben oturduk, kahve içiyoruz, karşılıklı gözlerimiz doldu, karşılıklı ağlıyorduk az kaldı. Sonra eve geldim şu aşağıdakini yazdım, dandik dandik şiirler yazıyorum. Bir de İngilizce yazıyorum ve tüm dünyayla paylaşıyorum. Buyrun paylaştım:

"to the Sweetest Breeze

see, I bite my nails
so do you
and the pain entails affliction
the snowball effect
greaterthan a sexual satisfaction

see, it's in me
now
in you
you do see
don't you?

the bitter sweet liquid
supossedly, it's coffee
see, it's me
see, it's you

cheers!
to liquid!
to corridor!
to the delight of communion!
to sentimental ejaculation!

see, I am right here
do you see?
no, I don't mean the eyes
inner
closer than our top secret lies"

Fazla sormayın, sorgulamayın. Ben bilsem ne olduğumu, anlatırım. Zoraki yazınca böyle oluyormuş demek. Peh!

3 Comments:

The Nyks said...

Zoraki yazma o halde yahu =) Bugün canım yazmak istemiyor de o bile yeter. Nedir bu bizim kendimizi hicvetme çabamız onu anlayabilmiş değilim ama şiirin hiç de dandik değil, BUNU SEN DE BİLİYORSUN! =)Benim için pek anlamlı bir şiir ayrıca =)

Bir dönem kimseye hissettirmeyeyim diye ben de mutluluk oyunu oynadım çok salak bir nedenden dolayı. Şu anda farkındayım ki hiç ama hiç gerek yokken kendi başıma kaldığımda herşey daha da çok ağırlaşıyormuş. Duvarlar üstüme üstüme geliyordu, içimde fırtınalar kopuyordu ama bunu benden başka bilen kimse yoktu. Ayrıca o akşam masadakilerden birisi bana "birazcık bencil ol" dedi. Evet, bak bu konuyla ilgili bir yazı yazmalıyım. Bazen gerçekten bencil olmak gerekebilir.

Gorgi said...

Şiirini sevdim, yine de önceki ikisi daha bir vurguluydu. Sanırım verilen mesajın nasıl iletildiğiyle alakalı: Diğer ikisinde sembolik anlatım daha yoğundu. Gerçi bu şiirinde sık sık geçen "see" fiilinin özel bir anlamı olduğunu düşünmüyor değilim. Zaten şiiri sevdiğimi söylemiştim değil mi?

Ey gündüzü karam, gece neyine yetmez? diye soracağım, anlamsız olacak. Elbet mutlu değilsen, değilsindir. Mutluymuşsun gibi davranmak belki hüzünlü bir şey ama, başkalarını kandırırken bir nebze olsun kendini de kandırabiliyorsan bunun o kadar da kötü bir şey olmadığını düşünüyorum. Zaten bir yaştan sonra çoğu konuda kendimizi neye inandırıyorsak öyle oluyoruz. Ne yazık ki mutluluk, sevgi, huzur falan en çabuk düşenlerden. Gerçi, bu konuda bir tam bir kanıya varmadan evvel biraz daha yaşamam gerektiğine inanıyorum.

Adsız said...

Hem şiir 'çiziktirmeye' hem de İngilizce olarak çiziktirmeye yeni yeni başladığını var sayarak herhalde olmuştur diyorum. Hoş, gerçi 'snowball effect'i google'latan, 'entail' ve 'affliction' için sözlük açan bir garibin yorumu ne derece dikkate alınmalıdır o da var ya... :) Bu arada Mehmet'e de selamımı iletirsin, zira fotoğrafta bi' seni bi' de onu tanıyorum evvelden. Neyse iyi akşamlar Ilgın'cım, kaçtım.

Erim