5 Ağustos 2009

Toplu taşıma araçlarından birinden iniyorum ve eve yürürken -ara sıra- bir sokağa giresim geliyor. Neden o sokak bir fikrim yok, bir güç -onun hakkında da bir fikrim yok- ayaklarımı baştak çıkarıyor ve hızlı hızlı yürüyorum o istikamette. Sokağa varınca yavaşlıyorum, tadını çıkara çıkara, yavaş yavaş, bakına bakına yürüyorum. Hayır bir özelliği de yok sokağın. Veya beni kendisine bağlayacak bir anısı... Giriyorum, iyi geliyor. Ne bileyim lan. Bu üstteki sokak değil bu arada. Üstteki sokak Atina'dan. Bu kadar turuncu da değildi normalde, ben doygunlaştırdım. Az biraz fotoğrafçılık yeteneğim ve bilgimle çektiğim, sevdiğim fotoğraflarımdan. Sokağın fotoğrafı olmadığından bunu koydum. Çekince onu da koyacağım. 64 numaralı kayıtta bahsedilen fotoğraf diyeceğim ismine de.

Bugün kızlarlaydım, Ikea'ya gittik. Bu Ikea sevdası şuradan geliyor: Serin+Yemekli+Sınırsız Kahveli... Yalnız her tarafımız çocuk, bebek ve türevleriyle sarılıydı. Sevimliydi de yaratıklar. Durup durup menstrüal periyodundaki kızlar gibi (sanki bu çok oağan dışı bir durummuş gibi) "Ayyyyy"ladık. Gizem doğuracak, onunkini seveceğiz.

Son olarak;

"Come on Baby Blue
Shake up your tired eyes
The world is waiting for you
May all your dreaming fill the empty sky
But if it makes you happy
Keep on clapping
Just remember I'll be by your side
And if you don't let go it's gonna pass you by."

Hımmm, yarın "Right here waiting" ve "Let there be love" ekleyim bari.

5 Comments:

Gorgi said...

O sokak merakı cidden değişik, ilginç bir şey. Sanırım bazen keşif damarı tutuyor kişinin. Bana da oluyor öylesi. Bazen yürürken, bazen araba ile giderken. Her yer için olmuyor ama.

Bir şehre gidip sokaklarında gelişigüzel gezmenin zevki bir başka. Hele ki hiç bilmediğin yabancı bir şehirse hatırlanası bir anı oluyor. İzmirde de yaptığım oluyor gerçi... Ya da oluyordu, artık pek sık yürüyüşe çıkmıyorum.

Araba ise daha başka, giderken bir patikaya girmek, bir yerin ismini ilginç bulup oraya gitmek falan. Şİmdi onu da pek yapmıyorum, sebebi ise belli aslında.

Hepsi bir yana, Tanrı İsveç mobilya zincilerini korusun.

Adsız said...

"...ayaklarımı başta'k' çıkarıyor..." :) Sen de mi benim gibi konu ayaklara gelince heyecanlanıp yanlış harflere falan basıyorsun? ;) Bu arada bahsettiğin sokak bu kadar dar ve tüyler ürperticiyse aman derim, daha da dar, loş ve tekinsizse zaten bi' şey demem, hani ben bile erkek halimle çekinirim... (Tırsarım desene lan şuna! :) + bebekler, çocuklar...cici şeyler bunlar, yaşama sebebi çoğu zaman!
İyi yapmışsınız yani "ayyy"lamakla, ben de aynını yapardım emin ol. Benim yine kaçma vaktim geldi, fazla bile kaldım. Bu sefer "kendine" değil de "ayaklarına" iyi bak olsunf mademb! (Bak, ben de yanlış yazdım gördün mü sen, a aaa olacak iş değil valla!.. -Hadi len, numara yapma! :) Neyse efenim, iyi geceler.

ILGIN said...

baştak maştak =) olur öyle şeyler... kimi zaman kimi cümlelerim delice devrik ve saçma oluyor. =)

Adsız said...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ILGIN said...
Bu yorum yazar tarafından silindi.