3 Eylül 2009

Vay be, mülakatlar da bitti! Mülakatlarla ilgili yorum yapmak istemiyorum şu anda, tuhaf bir batıl inancım var. Kesinleşene kadar sesimi çıkaramıyorum. Çıkaracak olursam da felaket haberleri veriyorum. O yüzden susayım en iyisi dedim.



Evet, artık bir ara lazım ve "I am sooooooo going to İstanbul!" diyorum. Oradan ne sıklıkla yazarım bilmem. Bir de biliyorsunuz ki ne zaman gezmeye gitsem dönüşünde uzun bir süre yazmama gibi bir huyum var. Ondan yazmaya uğraşayım diyorum ama yine de söz vermiyorum.



Ha, bir de! Bugün telefonumu kaybettim. Önceden hiç başıma gelmemişti. Tabii evde hep kaybediyorum sonra bulana kadar canım çıkıyor. Liseye geçiş yazında Nilda'yla birlikte Urla'ya gitmiştim. O zaman da bir kez kaybetmiştim, bulmuştum. Gerçi o seferki tamamen benim hıyarlığımdan kaynaklanıyordu. Sonuçta telefonlarımızı kuma gömmemeliyiz, değil mi? Bu defa, düşürmüşüm. Ve düşürdüğümün hiç farkında değilim. Düşürmekle kalmamışım, arabayla üzerinden geçmişiz. Ekran gidik. Üzüldüm tabii, çünkü annemin telefonuydu. Bir de ananemle bir fotoğrafım vardı. En çok ona üzülürüm zaten düzeltilmezse.



Ümit'in başına da böyle bir macera geldiğini hatırlıyorum. Ve merak ediyorum. Acaba Ümit yaşıyor mu? En son memlekete dönüyordu. Memleketinde internet var mı bilmiyorum ama yine de yazıyorum: ÜMİT! YAŞIYORSAN SES VER! 10 gün içinde ses vermessen eğer polise haber vereceğim. 911! Yeah Haw!

Ve migren! Bu hafta beni yalnız bırakmadın. Diyorum, senden hiç hoşlanmıyorum. Neden beni anlamıyorsun? Neden beni kendi halime bırakmıyorsun! Lanet şey! Bıktım senden! Beynim delindi! ÖLÜYORUM!



Daha fazlası için: http://www.gregfiering.com/migraineboy/

Not: Alevtor, bana bir mesaj çak, kullanacağım telefonda senin numaran olmayabilir. Sim'e kayıtlı da olmayabilir numaran, o yüzden bunu okuduğunda bana bir mesaj çak ki, iletişim kurabilelim beybi!

0 Comments: