26 Kasım 2009

Kaç günlerdir bir iki kelime birşeyler yazmak istiyorum buraya. Hatta gün içinde en az bin kez "Aha! Bunu blog'a yazmalıyım!" diyorum kendime, sonra ne oluyor, ne bitiyor, bilmiyorum, aslında biliyorum, yazmıyorum. Kaynıyor gidiyor, koşuşturma, sıradan ve günlük şeyler derken.

Bu akşam "Oh be!" dememi ve gülmekten karnıma ağrılar girmesini sağlayan İbo ve Çağatay'a öncelikle teşekkür ediyorum. (Bu ne lan, Oscar aldım sanki.) Cidden, tatil başlangıcı kokan, güneşli bir gündü bugün ama ben karanlık içimden kurtulamadım. Akşam çıkana kadar da öyle kaldım. İbo'nun koyunumsu saçlarıyla (uzamış da) karşıma çıkmasıyla herşey değişti. Özlemişim epey, zaten görünce neşelenmiş bulundum. Sonra kendimizi Bornova'ya atıp hop kafe, hop bar, hop tatlı amacıyla fırın dolaştık. Tabii Çağatay katıldı. Muhabbet şamata derken gecenin "Haydin şat atalım kafa olalım" kısmına geldik. Ben bu öneriyi reddettim sakince, onlar şatlarken ben kenardan izledim. Kafa oldu gençler, ondan sonra şenlik ve "gülmekten karnıma ağrılar girdi" kısmı başladı. Dönüş yoluda bir maceralıydı, şarkı söyleyerek tepinerek ilerledik bir kısım. Sonra yorulduk sesimiz soluğumuz kesildi. Bir ara "Aha bir herif takip ediyor." diye paranoya yaptık, Çağatay adama tehtidkar bakışlar fırlattı, adam bizi takip etmiyormuş, bir iki dakika sonra başka sokağa saptı. Falan filan.

Oh be, tatiltatiltatiltatil. Diyorum da çalışmam da gerek ama biliyor musunuz fena motive olacağım bu tatilde. Eheh, saat 01:34, Ilgın için uyku vakti.

İyi geceler, oley oley.

1 Comment:

Gorgi said...

Çılgın gece, vuhu!

Tatil, hoba!

Saat sabah 12:05, Mete için iftar vakti, balaleyo!

İbo ve Çağatay, hödirikolanili!