11 Kasım 2009

Şu hissi biliyor musunuz?

Oturuyorsun, sebepsiz yere içinde bir huzursuzluk... Defalarca "Kötü birşeyler olacak." diyorsun, oturduğun yerden. Bazı bazı bir duygusal ayaklanma oluyor içinde, öyle ki ağzından fırlayacakmış gibi oluyor o duygular. Duygu kusacakmışsın gibi... O ara kalkıp masanın üstündeki herşeyi yıkmak istiyorsun. Bağıra bağıra ağlamak... Duruyorsun, kendini tutuyorsun. Öyle şeyler yaparsan manyak olduğunu düşünürler çünkü. "Cık cık cık" derler. Sakinleşmek için etrafa bakıyorsun, köpeğin çekirge yemeye çalıştığını görüyorsun, çekirgeyi kurtarmak için deliriyorsun, kurtarıyorsun. Biraz rahatlar gibi oluyorsun. Ardından anneni arıyorsun, annen telefonunu açmıyor diye gözlerin doluyor, hava sağlam yağmurlu, sen de yengeç burcusun, panik ataksın.

Çözüm olarak uyuz ama sevgili James Blunt'ı açıyorsun. Birileri başka şarkılar atıyor, al dinle bak sakinleştirir diyorlar. Dinliyorsun, hafif bir rahatlama oluyor tabii. Yine de sinirlerin bozuk, sonunda saçmalıyorsun. Biri diyor kendin çekiyorsun bence kötü şeyleri, öteki başka birşey. Biriyle düşünüyorum öyleyse varım muhabbeti yapıyorsun. Başkasıyla konuşurken tüm konuşmaların toplamının bir sonucu olarak "tedirgin hissediyorum, kesin birşey olacak" tezini çürütüyorsun. Diyorsun ki kendimi şartlamışım en başta, şimdi de ne zaman böyle hissetsem algıda seçicilik yapıyorum, kötü olayları gözüme gözüme sokuyorum, demek ki düşünüyorum öyleyse varım. Tamam birşey olmayacak.

Sakinliyor gibi oluyorsun. İyi, güzel, tatlı yağmur... Daha beş on dakika geçiyor. Masa lamban gözüne ilişiyor. Masa lambanı alıp duvara vurmak için dayanılmaz bir istek duyuyorsun, James Blunt'a küfür edip müziği kapatıyorsun.

Hayırlısıylan sıyırmadan atlatıcaz.

Böyk

0 Comments: