1 Ocak 2010


Yeni yılın ikinci gününün ikinci saatinin yarısına gelmiş bulunmaktayım. Kıbrıs'la uğraşmaktayım. Bundan 24 saat önce sokaktaydım. Evde geçirme kararı aldığım 31 Aralık-1 Ocak çılgınlığı saat gece 1 sularına doğru Cem ve Çağatay'la yapılan görüşmeler sonucunda son buldu ve kendimi sokağa attım. Üç sularında eve döndüm. Sanırım 3.30'a doğru uyumuştum. Sonra uyandım, ne zaman olduğunu tam olarak hatırlamamakla birlikte derse başladığımı anımsadığımı söyleyebilirim. Kah o kah bu kah şu şeklinde sekteye uğrayan sunum hazırlama sürecim gecenin bu saatinde iyice can sıkıcı bir hal almaya başladı. Son derece uykum bulunmakta ve bunun sonucu olarak saçmalamaktayım. Korkum makalenin bu saatlerde yazdığım kısımlarının anlaşılmaz olmasıdır.

Sabah ola hayrola artık, bakalım. Ambargoyu da kaldırdıktan sonra geceye son vereceğim. Yarın son hız devam. Tabii sırtımın ağrısı ölümüme yol açmazsa...

Nasıl film izlemek istiyorum anlatamam. Öyle ki akşam yemeği sırasında James Bond'a kitlenmiş buldum kendimi. Yalnız James Bond'un James Bond için bazen son derece salak olduğunu fark ettim.

Ya ben ne diyecektim? Hah, iyi seneler.

2 Comments:

Gorgi said...

James Bond mal lan.

ILGIN said...

007: Licence to Kill. Fazla sert konuşma da kıt giye boynunu kırıvermesin.