4 Nisan 2010

Otobüste bir uyuduk, bir uyuduk! Biz eşittir Cem ve ben, Balçova'dan dönüyoruz, güne gözetmenlikle başlamışız, sonra The Imaginarium of Doctor Parnassus (tavsiye edilir) izlemişiz, eh artık evlere dağılalım dedik, atladık 169'a, boru gibi uyumuşuz.

(Ha! Nasıl da bilmemkaçbin aydır yazmayıp sanki daha dün yazmışım gibi devam ediyorum?)

Evvet, Almanya'ya gidildi, gezildi, sunum yapıldı, geri dönüldü. Daha fazla ayrıntı için özele gelin. Gerçi gelen arkadaşlar olmuş bir kısım, onlara yarın öteceğim. Geçtiğimiz hafta içinde bahsi geçen zatıalilerine hesap veremedim zira döner dönmez bir gözetmenlik, bir sunum ortamında buldum kendimi. Bana da yazık!

Mehmet'imizi de askere yolluyoruz bu arada. Hayır, nasıl buraya bağlandım bilemiyorum doğrusu, sanırım pek yazacak halim yok kısa kısa hepsini söyle geç şeklinde hareket ediyorum. Neyse, Mehmet'imizi askere yolluyoruz. Sonra Doğa'yla ağlama seansları düzenleyeceğiz. Öyle.

Bahar geldi, daha doğrusu yaz. Ben tabii yine pek bir neşe, pek bir heyecan, pek bir bilmemne, öyle böyle değil. "Dünya barışını sağlarım ki ben istemesem!" gibi cümlelerin bini bir para (dime a dozen, Mete ve Danny Phantom'a sevgilerle) bende bu ara. Havalarımdan geçilmiyor. Yok, o kadar da değil. Mesela geçen mimoza ağaçlarından hüzünlendim. Böyle bir manyaklık var mı? Ağaç lan! Ilgın ağacı gibi. Sonra geçti. Üç saniye falan sürdü.

Bir de bazen çok merak ediyorum kişi nasıl üretmiş. Bir film izliyorum mesela (mesela ama film sadece örnek, herşey olabilir) soruyorum sürekli "Neden? Nasıl?" diye. Kişiyi oturtup karşıma saatlerce sormak istiyorum, kişi de benden bıkmasın anlatsın. Çok istiyorum. Harbi bak. Kısacası yaratıcı zekaya duyulan hayranlık, o kadar. Bugün cümle de kuramıyorum ben onu fark ettim. Yorgunluk ablacım, yorgunlık.

O halde:

"You're on the road but you've got no destination
You're in the mud, in the maze of her imagination
You love this town even if that doesn't ring true
You've been all over and it's been all over you

It's a beautiful day
Don't let it get away
It's a beautiful day
Don't let it get away"

Benden size gelsin. Önceden bu şarkı benden kimseye gelmiş miydi ya? Çok sık armağan ediyorum sanırım bunu. Yıllardır, durup durup bunu armağan ediyorum. Ne sıkıcıymışım lan!

---

Oh hey Marika! Back from Germany, which was a great experience. It was so great and fun that I could speak about it for hours and hours. But I will not :) Well, I'm tired because I've been rushing to something since the moment I landed on the airport of my city. So yeah, that's actually all about me lately.

And I feel extremely happy and positive nowadays thanks to my little, academic trip and spring. Yes! I suffer from the same syndrome you do. It's the "hello sun I missed you so much please don't go anymore" syndrome. In fact, we all have it. It's always better when the sun's around. (And It's a beautiful day to listen to Beautiful Day by U2)

3 Comments:

clem' said...

ben de dün bi ılgın ağacı kokladım eheh:)

Gorgi said...

Film inmekte. Sen bir filme güzel diyeceksin ve o film izlenesi olmayacak ha?

O şarkıyı kendime talep ediyorum.

Bahar hepimizi vurdu, burdu, buracak.

Marika said...

Ilgin, darling, I'm soooooooooo glad you are back, I was even worried where have you lost for so long!
but anyway, I'm really happy you are back!

Ooooh Germany, I envy you so much!! I used to go there too, but because of my exams I'm not able to do that...This makes me sad!(
But really, I'm enjoying the sun so much that I do not care ahaha

If you'll have sometime, please, tell me something about your trip, I'll appreciate so much!

love,
Marika