4 Temmuz 2010

Mete the Hebest Person Ever

1 sene 1 ay kadar önce ananemi kaybettik. Bununla ilgili bu unutulmuş blogun derinliklerinde bir kayıt var safi ananemle ilgili. Tabii o kayıtta anlatmamışım ananemin gittiğini öğrendiğimde yanımda kim vardı, o kişi neler yaptı.

5 Haziran 2009, Mete Güre'yle oturmuş bitirme projemizi yapıyoruz. Hava sıcak, ben ayrıntıcı, Mete rahat, didişip duruyoruz. Ama tatlı tatlı... Sonra ne oldu ne bitti pek hatırlamıyorum ama benden gizlenen anane kaybı haberi geldi. Zaten çoğunuz biliyorsunuz aşağı yukarı ben ne hallerdeydim. Mete ne hallerdeydi biliyor musunuz? Şaşkın. Üzgün. Ne yapacağını bilmeden bir dakika yanımdan ayrılmadı. Ben ağladıkça içi parçalandı. Sanki kırılacakmışım gibi hafif hafif dokundu omzuma. Ne yapacağını bilemedi, ama oradaydı. Ne söyleyeceğini bilemedi, ama oradaydı. Ve sonra hep orada kaldı. Mete hep oradaydı.

Bugün, sabaha karşı Mete'mizi kaybettik. Yıllardır uğraşıp durduğu sağlık sorunları, Günfer Teyze'min, Ece'min, Fikret Amca'mın çabalarına karşın Mete'yi aldı götürdü. Mete artık fiziksel olarak orada değil. Ancak benim için hep orada olacak. Onu hep orada olmasıyla, beraberken nasıl da çok güldüğümüzle hatırlayacağım. Onu hep melek olarak anacağım, onu hep özleyeceğim.

Mete'mizi hep böyle anımsayalım:










Ve hayata sarılalım; hayatın karşımıza çıkardığı küçük şeylere "g*t" (Mete böyle derdi.) diyip geçelim. Ve onu unutmayalım, hem de hiç unutmayalım. Hepimiz bir dost kaybettik, onu bu şekilde yaşatalım.

Bu, blogun son kaydıdır.

Son olarak; "Haden."

0 Comments: